NE DEDİLER

FOTOĞRAFLAR

KADRO


bernarda alba'nın evi







  

 ana sayfa | oyunbaz | oyunlar | yazılar | basından | yorumlarınız | iletişim | linkler








BERNARDA ALBA'NIN EVİ

Federico Garcia Lorca










"BERNARDA ALBA'NIN EVİ" HAKKINDA

İspanya İç Savaşı'nda faşist rejim askerleri tarafından "eşcinsel bir komünist" oldugu gerekçesiyle infaz edilen Lorca, bu oyunda kurguladıgı "ev" ile iç savaş öncesi maruz kaldığı toplumsal yapıyı adeta yeniden betimler. Bernarda Alba'nın Evi, baskıyla dize getirilen, geleneklerine sıkı sıkıya baglı ama içten içe kaynayan bir ülkedir sanki. Tıpkı, Lorca'nın falanjistler tarafından acımasızca yönetilen dertli İspanya'sı gibi.

Evin "erkeginin" ölümü üzerine sekiz yıl sürecek bir yas ilan eden Bernarda, beş kızını ve kendini ata ocağına hapseder. Bu öylesine eşsiz bir yastır ki, artık kapılardan, pencerelerden hava bile sızmayacaktır içeri. Çünkü "dedesinin evinde de böyle olmuştur, babasının evinde de". Kocasının ölümü ile "erkeğe has(!)" bir idareyi üstlenen Bernarda, kendisini de bir kurbana dönüştüren geleneğe sımsıkı tutunarak, hükmetmeye başlar. Artık kendi evinin tahammülsüz ve korkulan kanunudur.

Odalarda, evin erkeğinden miras kalan bastonun tıkırtıları eşliğinde, tahakküm kol gezer. İliğe kemiğe kadar işleyen, hane halkının sınıf farkı gözetmeksizin birbirlerine ölesiye uyguladıkları, belki de hiçbir zaman kullanamayacakları çeyizleri gibi, ince ince işledikleri bir tahakküm...

Bu kendi bedenlerine hapsolmuş kadınların dünyasında, tutkularının peşine düşenler için trajedi kaçınılmazken, arzularını dizginleyebilenler, sustukları sürece, ne kendilerini ne de düzeni tökezletirler. Babaları ile birlikte diri diri gömülen bu beş "dilsiz kurbağa" için susmak ve beklemek dışında bir seçenek yoktur. Ne yapmaları gerektigini bil(e)mezler, eyleme geç(e)mezler. Yaşarken yavaş yavaş çürürler.

Bernarda Alba'nın Evi, insanın kendi elleriyle inşa ettiği bir cehennemin tasviridir.