basından







  

 ana sayfa | oyunbaz | oyunlar | yazılar | basından | yorumlarınız | iletişim | linkler








Sevginin Yalın Hali... Peer Gynt
Deniz Zengin, 05/10/2009

"Dünya tiyatrosunun bütün büyük grupları ve yönetmenleri tarafından sahnelenmesine karşın 50 yılı aşkın süredir Türkiye tiyatrolarında sahnelenmemiş olan Peer Gynt..." Tiyatro Oyunbaz; 29 Eylül 2009 akşamı Nesin Vakfı yararına Bilgi Üniversitesi Dolapdere kampüsünde sahneledikleri, Henrik İbsen'e ait 19. yüzyılın en büyük oyunlarından biri olan Peer Gynt için böylesine haklı ve yerinde bir ifade kullanarak reklamlarını yapmıştı.

Hikaye; -her nedense- şimdiye kadar, bir ya da birkaç grup üniversite öğrencisi dışında sadece Oyunbaz tarafından sahnelenebilmiş; ne acı, ne büyük kayıp...

Oyun; her ne kadar "bir benlik savaşı" gibi anlatılmakta ise de, içeriğinde "kendin olmak, benliğini bulmak,.." tan ziyade farklı bir saflık da dikkat çekmekte... Yıllarca saf olan şeylere olan özlemimize ve onları ne kadar fazla göz ardı ettiğimize de değinmekte aslında Henrik İbsen.

Çok titiz bir çalışma ile süzülerek 2 saat 45 dakikaya indirilerek tatlı eklentiler yapılan 2 perdelik oyunda, ara ara ortaya çıkan gözyaşlarımla birlikte tanık olduğumuz; "Sevginin En Yalın Hali" nden bahsetmek istiyorum sizlere...

Oya gibi ince ince işlenen; her şeye rağmen ölümüne çocuğunun ardında olan annenin ve "anne" gibi saf-yalın-çıkarsız bir sevginin, kaybetmeden değerini anlayamadığımız güzelliklerin de hikayesi biraz Peer Gynt.

Hangimiz; -hayatımızın büyük bir döneminde- hayata gelme sebebimiz olan annelerimiz için en güzel geleceği yaratma ve ona layık olduğu en değerli hazineleri verme düşünceleriyle dolup taşmamışızdır ki?

Ya da hangi anne; yaptığı ve yapabileceği her hata ya da yanlışa rağmen çocuğunun sonuna kadar yanında, arkasında olmamıştır?

Peer ve annesinin aralarındaki ilişki işte tam da böyle bir şey...

Peer; bir yandan benlik arayışında olmakla birlikte, diğer taraftan en büyük isteği, -belki de yaşama amacı- annesi için, onun layık olduğunu düşlediği kadar güzel bir hayat yaratmak...

Her kanı deli akan genç gibi, doğal olarak bu yolda ilerlerken hatalara ve hayallere de yenik düşebiliyor.

Hele aşk; her dönem, her insanın hayalini kurduğu, saf-çıkarsız-ölümüne bir sadakatle beslenmiş olan bir aşk... Herkesin yaşamında en az bir kez karşılaşmayı istediği, hatta hayal ettiği ve karşısına çıkınca da zarar vermeden ya da kaybetmeden farkına varamadığı ölümsüz aşk... Solveig!

Kendini arayış yolunda yaşadıklarıyla biraz "Simyacı" yı anımsattı bana aslında; hani, çobanlık yaparken dinlendiği ağacın gölgesinde gördüğü rüyadaki hazineyi aramak için dünyayı dolaşan, değişik kültürler, insanlar, yerler ve aşkı tanıyan; fakat sonunda hazinesini rüyayı gördüğü ağacın dibinde bulan Paulo Coelho'nun "Simyacı" sını...

Değişik bir makalede yazarın Peer Gynt'ü yazdığı sıralarda "hep ya da hiç" felsefesinden etkilendiği Kierkegaard'a göre insanın bir hiç olmaktan kurtulabilmesi ve kendini yaratabilmesi için yapması gerekenler tam anlamıyla şu şekilde ifade ediliyor;

"Bir insanın kendisi olabilmesi için hazlarından, tutkularından, hırslarından, benmerkezciliğinden ve tüm bunları denetleyen her türlü mekanizmadan sıyrılıp en üst aşama olan dinsel evreye erişmesi gerekir. Başka bir deyişle "kendi olmak; nefsini, kendi 'ben'ini yok etmektir". İnsan ancak bu mertebeye ulaştığında kendini oluşturabilir ve bir 'hiç' olmaktan kurtulabilir."

Bu ilke; çoğumuza yabancı gelmeyen bir ilke olmakla birlikte, ne kadarımızın uygulayabildiği ise tartışılabilir.

O zamanın mantığı ve şartlarıyla hikaye kahramanı Peer'in erkek çocuğu olması kadar doğal bir şey olamazdı herhalde... Fakat; hikaye bulunduğumuz şu zaman diliminde yazılacak olsaydı, tek değişebilecek, ya da esnek bakılabilecek durum; Peer'in kız çocuğu mu, yoksa erkek çocuğu mu olacağı olurdu.

Özünde her insanın yıllardır aynı arayış ve mücadelede bulunduğu, benlik, saflık, temizlik,.. savaşını gözler önüne seren ve yıllar geçse de -maalesef- güncelliğinden bir şey kaybetmeyen bir hikaye İbsen'in Peer Gynt'ü...

Madem ülkemde hiçbir tiyatro grubu bu oyunu sahnelemeye cesaret (!) edemiyor; o halde Oyunbaz'a sesleniyorum:

Bu Oyunu Herkes Görmeli!! Daha Sık ve İmkan Olduğu Ölçüde Her Yerde Sahnelemeye Çalışın Lütfen!!

Emeğinize ve yüreğinize sağlık Oyunbaz...