basından







  

 ana sayfa | oyunbaz | oyunlar | yazılar | basından | yorumlarınız | iletişim | linkler








Tiyatronun katı kurallarına gençlerin indirdiği şamar: Martı

Üstün Akmen, GÖZLEMEVİ, 14/03/2008

2006 yılının ekim ayında kurulan Oyunbaz Tiyatro Grubu, Anton Çehov'un "Martı"sını sahnelemeyi 2007-2008 sezonunda da sürdürmekte. Asla savsaklamadım, ama sanırım zaman bulamamışım ki 2006-2007 sezonunda görememişim. Geçenlerde zaman ayırdım, gittim izledim. Oyunbaz, "birlikte üretmeyi, samimi ve iyi tiyatro yapmayı, amatör ruhla profesyonel ürünler çıkarmayı hedefleyerek" bir araya gelmiş gençlerin topluluğu. Bildiğim kadarıyla çoğu üniversite tiyatrosu geleneğinden beslenmiş. Birlikte üretiyor, ortak emek harcıyor, dramaturgiden oyunculuğa, ışıktan müziğe, dekordan makyaja, rejiden sahne işçiliğine, üretimin her alanında hep birlikte yer alıyorlar.

Oyunun konusu

"Martı"yı bilmez misiniz? Elbette bilirsiniz. Oyunun yazıldığı dönemin Çarlık Rusya'sının son dönemleri, yani Ekim Devrimi öncesi olduğu da eminim belleğinizdedir. Ben, gene de dilerseniz oyunun konusunu şöyle bir süzgeçten geçirivereyim: Sanayileşme ile birlikte yaşanan zorunlu değişimin aydınlar ve özellikle küçük burjuva sınıfına yansıması... Üretimden kopuk monoton yaşam öyküleri üzerinden tekrarlanan diyaloglar... Dönemin Çarlık Rusya'sında soyluların kentleşme sürecinde yaşadıkları... Onların kendi iç dünyaları ve yaşamlarına dair ipuçları...

Minimalist stilizasyon

Salona girdiğimde, gözlerim doğrusu Sorin'in çiftliğindeki bahçenin bir bölümünü aradı. Eee... Ne de olsa, bunca yıldır her "Martı" yapımında gözlerim alışmış. Gerideki göle doğru uzanan iki yanı ağaçlı geniş yol da yoktu sahnede. İyi de, bir "amatör" tiyatro gösterisi için hazırlandığı belli derme çatma sahne nerede? O da yoktu. Sonradan anladım ki, oyunda yakalanmak istenilen atmosfere uygun minimal bir dekor anlayışı yeğlenmiş; çok belirgin nesnelerle, kostümlerle yaratılmış bir sahne plastiği oluşturulmuş. Gerçekçi göstergelerden ziyade çağrıştırmaya yönelik nesneler kullanılmış, taşranın ıssızlığı, oyun karakterlerinin ölü ruhlarının boşluğu izleyiciye bu yolla yansıtılmış. Diğer taraftan sahne tasarımındaki stilizasyon, esası dört bölüm olan oyundaki tabloların çok az malzemeyle içeriğini anlatmaya yaramış.

Yaratıcı kadro

Ataol Behramoğlu'nun imrenilecek güzellikteki çevirisi esas alınarak ve Behçet Necatigil ile Mehmet Özgül'ün çevirilerinden de yararlanılarak oluşturulan sahne dili hiç abartmadan söyleyeyim kusursuz. Ali Ulvi Coşkuner, Arda Doğan, Evren Palabıyık üçlüsünün ışık çalışmasına sözüm yok. Can Şahin'in efektleri iyi üstü. Elbirliğiyle kotarılan dekor tasarımı, kostüm seçimi, makyaj çalışması, yukarıda da değindiğim gibi değme profesyonel tiyatro gruplarımızınkinden çok daha iyi.

Oyuncular

Evrim Şahintürk (Arkadina), Orkun Yeşim (Treplev), Güray Dinçol (Sorin), İpek Türktan (Nina), Tolga Şengül (Şamrayev), Sibel Ulusoy (Andreyevna), Aslıhan Azeri (Mâşa), Tuna Öztunca (Trigorin), Onur Yıldırım (Doktor Dorn), A. Sinan Cebecigil (Medvedenko), Güven Soydan (Yakov / Sahne İşçisi), Pınar Akkuzu (Hizmetçi / Sahne İşçisi) hiçbiri birinin bir adım önüne geçmeyi planlamadan coşkularını yönetiyor, coşkularını izleyiciye okutmayı pek güzel başarıyorlar. Yani onlar için önemli olan, duygulanımların iç hakimiyetinden çok, yorumladıkları duygulanımların izleyici tarafından okunabilir olması. Dolayısıyla, kendilerini canlandırdıkları karakterin duygularını gerçekten yaşamaya hiç mi hiç zorlamıyorlar. Öyle anlaşılıyor ki, dramatik konumun uyandırdığı ruhsal bir durumu daha çabuk ve daha kesin yakalamak amacıyla coşku ve duyu belleklerini çok iyi geliştirmişler, alınlarından birer birer öpülmeyi hak etmişler.

Müzik seçkisi

Oyunbaz Tiyatro, "Martı"yı yorumlarken makyajda grotesk anlayışı seçmiş, oyuncular soyut realizmde birleşmiş, Çehov'un Sheakespeare'i anımsatan yanını daha bir öne çıkarmışlar. Yan karakter olarak Çehov'un mükemmel çizimi Doktor Dorn'u oyunun gergin atmosferi içinde küçük bir kahkaha olarak ele almış, Arkadina'nın gerginliğini, Trigorin'in çok bilmiş söylevlerini, Treplev'in doğrudan çizgisini örümcek ağlarıyla kuşatılmış karanlık bir odadan gün ışığına çıkarmışlar. Treplev'in oyunu içinde kendini bulabilişinin izleyicide "samimilik" olarak yer buluşunu sağlamış, tiyatronun katı kuralı olamayacağını savlayarak oyunu "Erdi bahar sardı yine neş'e cihanı" gibi Türk sanat müziğinin gözdeleri, "Lale devri" gibi Türk pop müziği şarkıları, "Summertime" gibi klasikler ya da Vivaldi'nin Bajazet operasından "Sposa son disprezzata" aryasıyla süslemişler. İzleyicinin trajik olandan komik olana atlamasını bir anlamda müzik seçkisiyle sağlamışlar.

Yaşam kadar karışık bir oyun

Abdullah Cabaluz, oyuncunun özdeşlemeye başvurmaksızın, sahnede yansıladığı karakteri sıradan insan olarak vermesini istemiş olacak ki, oyuncular araştırdıkları karakterleri geleneksel görüşlerle bir karşıtlık içerisine oturtmuşlar. Böylece, inceledikleri olaydaki beklenmezlik ve kendine özgülük saptanmış. Kendiliğinden anlaşılır gibi görünen pek doğal nesneler, ilgili yöntemle doğallığını yitirmiş, ancak ondan sonradır ki gerçekten anlaşılabilir nitelik kazanmış. Oyunu izledikten sonra: "Sahnedeki her şey böylesine yalınken, oyun nasıl oluyor da yaşam kadar karmaşık, hem yaşamak hem ölüm dolu oluyor," diye düşünmem de sanırım bu yüzden oluştu. Nina'nın umutları yanında Arkadina'nın oğlu Treplev'in acı çekişi bu kere daha bir içimi burktu. "Yeni biçimler bulmalı" diye dönüp dururken çektiği kaygı sancısı yüreğimi bu kere çok daha farklı bir biçimde dağladı.

İzleyicinin incelediği

Abdullah Cabaluz yönetimindeki Oyunbaz Tiyatro Grubu, görünür güdüden yoksun eylemlerle, sürekli akış durumundaki karakterlerle, akılcı deneyim alanının çokça dışında kalan olaylarla izleyiciyi karşı karşıya bırakıyor. İzleyicinin sürekli "ne olacak" sorusunun peşine takılarak yinelediği "ne oluyor" sorusu, giderek "oyunun eylemi neyi gösteriyor"a dönüşüyor. Yepyeni bir dramatik bir gerilim türü bu oluşturdukları... İzleyicinin önüne çözüm koymuyorlar. İzleyiciyi, "Martı"nın anlamına yaklaşmak istediğinde sormak zorunda kalacağı soruları oluşturmaya zorluyorlar. İzleyicinin gerilimi, tüm imgeyi görmesini sağlayacak bu kalıbın aşamalı oluşumunu beklerken oluşuyor. İmge bir araya geliyor, oyun bitiyor, oyuncular selama çıkıyor, araştırma başlıyor.Oyunbaz Tiyatro Grubu "Martı"nın ne anlattığından çok yapısı, dokusu, etkisiyle ilgileniyor.

Bu gençler, bu işi vallahi iyi biliyor.