basından







  

 ana sayfa | oyunbaz | oyunlar | yazılar | basından | yorumlarınız | iletişim | linkler








Zamanda ve Uzamda Tutsaklık
Ayşegül Yüksel, SAHNEDEN, 13/05/08

İstanbul'un yeni tiyatro topluluklarından Oyunbaz'ın sanatçıları ilk oyun olarak Çehov'un 'Martı'sını seçmişler. 2006'dan bu yana süren ve ODTÜ'de Şenlik '08 kapsamında da yer alan oyunu Abdullah Cabaluz sahnelemiş. Çehov'un yapıtını günümüz Türkiyesi'nin 'küçük burjuva bunalımı' düzlemine taşıyan bir çalışma var karşımızda. 'Zaman'da ve 'uzam'da tutuklu kalmış insanların dramını anlatıyor.

Oyunbaz'lar, feodalizmin çöküşü ve kırsal kesimden kentlere yöneliş sürecinde yaşanan 'değerler değişimi'ne ilişkin bunalımı Çarlık Rusyası özelinde dile getiren Çehov'un kişileri ile ülkemizin küçük burjuva katmanındaki tipleri arasında zihinsel bir koşutluk kurmuş. Söz konusu olan, 12 Eylül'den bu yana, özellikle 1970'li ve daha sonraki yıllarda doğanların paylaştığı bir duyarlılık: Denetlenemeyen toplumsal oluşumlardan soyutlanıp içine kapanma sonucunda biçimlenen psikoloji, her yeni doğmuş bebenin kulağına fısıldanmışçasına benimsenen, 'toplumsallıktan uzak dur, kendini düşün, "birey" ol' komutasıyla buluşunca, 'kendini dünyanın merkezi sanma', 'yalnızlaşma', 'iletişimsizlik', 'kendine acıma', 'aşk acısından kıvranma' ya da 'kimliksizleşme' gibi sapkınlıklar çıkıyor ortaya.

'Gülünçleme'li bir yorum

Oyunbaz'lar 'Martı' metninde işte bu durumun 'gülünçleme'sini okumuşlar. Sahne yorumlarını da bu okumaya göre yapmışlar. Oyundan çeşitli sözel bölümleri ayıklayıp, yorumlarını görsel-işitsel öğelerin eklenmesiyle vurgulamışlar. Oyun kişilerinin gözlerinin altının morarmışlığı, her birinin kendi -özgül- saplantısına uygun tek bir giysiyle ve saç modeliyle görüntülenmesi, dekorun ve sahne araç gerecinin 'en yalına indirgenmiş' düzeyde değerlendirilmesi, ışık tasarımının 'içe dönük' bir 'yaşam duruşu'nu destekliyor oluşu, sahnede yer alan resmin her çeşit müzik eşliğiyle yorumlanışı, oyuncuların hüznü geri düzleme atıp 'gülünç olanı' vurgulayıcı -yer yer abartma içeren- oyunları, Çehov'un 'gerçekçi' duruşunu, bir bakıma 'minimalist', bir bakıma da 'grotesk' yaklaşımlarla değişikliğe uğratıyor. Çehov'un sunduğu 'tarihsel' görüntüyü 'evrensel'e taşıyan bu işlemlerle Beckett tiyatrosunun biçemine yaklaşılıyor. Bu noktaya dek iyi de, Türk müziğinden örneklerin oyuna renk katmasıyla bir de 'postmodern' dönüşüm mü amaçlanıyor? 'Uçan kuşlar, martılar' dizesinin içerdiği 'espri' olmasa, bu 'buluş' benimsenir miydi?

Oyunun devinimine gelince... İki çalgının (Medvedenko- Maşa) karşılıklı olarak başlattığı söyleşim düzeninin iki başka çalgı (Treplev- Sorin) tarafından sürdürüldükten sonra bir başka ikiliye (Treplev- Nina) , ardından yine bir başka ikiliye (Polina-Dorn) aktarıldığı, böylece oluşan 'ezgi'nin tüm enstrümanların birlikte oluşturduğu ('oyun' sahnesi) 'uyum'a taşınarak vurgulandığı, yeniden ikili söyleşimler (Treplev-Dorn, Maşa-Dorn) yoluyla yumuşak tonlarda, alçak sesle noktalanan ilk bölümün kurgusu, son bölümde de yinelenecektir. İlk ve son bölümler arasında yer alan iki bölümde de kısacık toplu sahnelerin arasına ikili sahneler yerleştirilmiştir. Yapıt neredeyse fısıltı düzeyinde süren kısacık bir ikili sahneyle noktalanacaktır. Oyun böylece usta bir besteci elinden çıkmış yaman bir müzik parçası gibi akar gider...

Müzik yapıtı gibi

Olay örgüsü ise, 'karşıt' özellikleri nedeniyle birbiriyle bağlantılı olan 'aşk ikilileri' (İrina- Trigorin, Nina-Treplev, Nina Trigorin) üstünde yapılandırılmıştır. Trigorin ünlü ama sıradan bir yazar, Treplev ise 'yenilikçi' eğilimleri piyasa beğenisinin sıradanlığı karşısında törpülenen bir yazar adayıdır. Irina yaşlılıktan korkan kıdemli bir oyuncu, Nina yeteneği sınırlı bir oyuncu adayıdır. Yavaşça sönmekte olan 'popüler' konumlarını birbirinin desteğiyle ayakta tutabilen İrina ve Trigorin'in tam tersine, Nina ve Treplev daha yolun en başında tökezleyeceklerdir. Oyunbaz yapımında, oyunun gerilim öğesi olan bu karşıtlıklar, kişileri 'gülünçleştirme' amacı doğrultusunda yontulup belirsizleştirilmiştir.

Gelelim karakterlerin yorumlanış biçimine. Maşa (Aslıhan Azeri), Medvedenko (A. Sinan Cebecigil), Polina (Sibel Ulusoy), Şamrayev (Tolga Şengül), Sorin (Güray Dinçol), İrina (Evrim Şahintürk), Treplev (Orkun Yeşim), Yakov (Güven Soydan), Hizmetçi (Pınar Akkuzu) yorumları, Çehov'un karakterlerinin 'bire bir abartmaları' olduğu için yadırganmıyor. Ancak, Çehov'un -kendisi gibi- olan bitenin gözlemcisi olarak çizdiği Doktor Dorn'a (Onur Yıldırım) 'komik' bir 'duruş' ve palyaço giysisi uygun görülmesi ve boynuna kırmızı 'solcu rejisör (!!!)' atkısı takılması, bu göstergelerle nasıl bir 'espri' amaçlandığı sorusunu gündeme getiriyor. Dahası, içine kapanık, sıradan bir kişi olsa da, şu ya da bu nedenle 'paylaşılamayan erkek' konumundaki Trigorin'in (Tuna Öztunca'nın, Trigorin'deki hafif kekeme ve 'sarsak' yorumu başarılı olsa da) Oyunbaz yapımında iyice karikatürleştirilmesiyle, önce yapımın ilk bölümünü noktalayan Nina-Trigorin sahnesi vurgusunu yitirmiş, ikinci yarıdaki İrina-Trigorin sahnesi de teatral vurucuktan uzaklaşarak önemsizleşmiş. Nina'ya ilişkin pek çok ayrıntının budanmış olması nedeniyle de İpek Türktan'ın bu karaktere ilişkin yorumu 'ayırtısız' (nüanstan yoksun) bir boyuta indirgenmiş.

Sonuç olarak da 'yorum farkı' oluşturma kaygısı içinde, oyunun bir müzik yapıtı titizliğiyle oluşturulmuş vurguları, gerilim noktaları ve genel devinimi korunamamış. Oysa, korunabilirdi, çünkü yetenekli yönetmen Abdullah Cabaluz ve takım arkadaşları, seyirciye oyun boyunca tadına doyum olmaz tiyatro anları yaşatmayı biliyorlar.