basından







  

 ana sayfa | oyunbaz | oyunlar | yazılar | basından | yorumlarınız | iletişim | linkler








Çehov'un oyunbaz martısı
Güray Dinçol, 23/05/07

Bu yıl kurulan Oyunbaz, Anton Çehov klasiği Martı'yla seyirci karşısına çıktı. Oldukça farklı bir Çehov oyunu var karşımızda. Oyun, bir yandan Çehou'a sadık görünürken bir yandan da seyirciyi şaşırtacak sürprizlerle dolu. Profesyonel oyuncular ve üniversite tiyatrosu kökenli insanların rol aldığı oyunun yönetmeni Abdullah Cabaluz'la oyun ve Oyunbaz üstüne konuştuk.

» Bize Oyunbaz'dan bahseder misiniz?

Oyunbaz, 2006 yılında İstanbul'da oluşturulmuş bir tiyatro grubu. Biz Oyunbaz'ı tariflerken şu cümleyi kuruyoruz: "Oyunbaz, birlikte üretmeyi, samimi ve iyi tiyatro yapmayı, amatör ruhla profesyonel ürünler çıkarmayı hedefleyerek bir araya gelmiş bir tiyatro grubudur."

Ben ODTÜ Oyuncuları kökenliyim. Yani üniversite tiyatrosu geleneğinden beslenmiş biriyim. Benzer şekilde tiyatromuzda yer alan arkadaşların önemli bir çoğunluğu da, hayatlarının bir döneminde, üniversite tiyatrosuna temas etmiş insanlar. Bu nedenle, üniversite tiyatrosunun olmazsa olmazlarından biri olan "birlikte üretme, ortak emek harcama, dramaturjiden oyunculuğa, ışıktan müziğe, dekordan makyaja, rejiden sahne işçiliğine, üretimin her alanında yer alma" geleneğini Oyunbaz'ın üretim biçiminin de bir parçası olarak benimsedik.

» Oyunbaz, kurulduktan sonra ilk oyun olarak bir tiyatro klasiği olan Martı'yı seçerken neyi hedefledi?

Oyunbaz'ı kurduktan sonra hangi oyunu sahneleyelim diye bir araştırma sürecine girdik. Çeşitli metinler geldi gitti masaya. O dönemde Martı üzerine değerli çalışmalar yapmış olan arkadaşımız Orkun Yeşim, özellikle narsisizm ekseninde, Çehov karakterlerinin günümüz insanlarıyla benzerliği üzerine tespitiyle tartışmalarımıza yön verdi. Ve Martı'yı, dolayısıyla Çehov'u derinlemesine incelemeye başladık. Süreç içerisinde, kimilerinin iddia ettiği gibi nihilist ya da apolitik bir Çehov değil, derin, incelikli, eleştirel, ironik ve değişime inanan bir Çehov'un varolduğunu gördük. Ve biz Çehov'un bu yanıyla ilgilenmek istedik.

Çehov'un şu sözü ise sanırım oyuna yaklaşımımızı en iyi yansıtan satırlar olacaktır: "Havaların güzel olacağı, ürünlerin daha çok olacağı, güzel bir aşk serüvenini yaşayacağımız umuduyla, daha zengin olmak, ya da emniyet müdürlüğüne atanmak umuduyla yaşamaya alışığız; ama akıllanmak umuduyla yaşayan kimseye rastlamadım hiç. Yeni çarın yönetiminde her şey daha güzel olacak deriz, iki yüz yıl sonra daha güzel olacak deriz, ama kimse bu güzel günlerin yarından başlaması için çaba harcamaz. Yaşam, bütününde, giderek daha karmaşık hale geliyor, kendi keyfince ilerliyor, ve insanlar giderek daha akılsız hale geliyor, yaşamdan soyutlanan insanların sayısı her geçen gün artıyor."

Martı Oyunbaz'ın ilk oyunu. Martı'yı sahnelemeye karar verdiğimizde belki bunu düşünmemiştik, ancak süreç içerisinde gördük ki, bir Çehov oyunu ortak bir dil geliştirmeye çalışan yeni bir tiyatro için oyunculuk adına geniş olanaklar sunuyor.

» Dekorda minimalist bir yaklaşım var. Bir Çehov oyunundan beklediğimiz daha gerçeğe yakın bir dekor yerine neden böyle bir yaklaşım seçtiniz?

Dekordaki yaklaşımı belirleyen iki temel unsur var: Birisi, belirli, kendine ait mekânı olmayan bir tiyatro olduğumuz için, saklaması ve taşıması güç, hantal bir dekordan ziyade devingen bir dekorun Oyunbaz için şu aşamada bir zorunluluk olması.

Diğeri ise, oyunda yakalamak istediğimiz atmosfere uygun bir tercih olarak minimal bir dekora inanmış olmamız. Tamamen sade bir sahnede, çok belirgin nesneler ve kostümlerle yaratılmış bir sahne plastiği olmasını istedik.

Bir taşrada geçen oyunda, taşranın ıssızlığını, oyun karakterlerinin ölü ruhlarının boşluğunu yansıtması için alabildiğine gerçekçi göstergelerden ziyade çağrıştırmaya, hatırlatmaya yönelik nesneler kullandık. Çehov tarafından 4 perde olarak tasarlanmış bu oyundaki herbir perde için o bölümün dünyasını bizce en doğru yansıtan göstergeleri seçmeye çalıştık. Minimum malzemeyle bu ortamı sunmanın yollarını aradık diyebilirim.

» Oyun müziklerinde sanat müziği kullanmış olmanız dikkat çekici. Bir Çehov oyununda bu tercihinizin sebebi nedir?

Neden olmasın? Tiyatroda katı kurallar olduğunu düşünmüyorum. Tiyatro bir özgürlük alanıdır. Yaratıcılık özgür düşünceyle başbaşa gider bence. O nedenle bir yazarın ne demeye çalıştığını anladıktan sonra, yazarla sahneye koyanlar arasında yeni bir ilişki oluşur ve buradan yeni bir yaratım doğar diye düşünüyorum. Bu nedenle oyunu kurarken seçtiğiniz yaklaşım içerisinde tutarlı olduğuna inandığınız her türlü tercih, o oyunun dünyası için doğrudur, sizi ve vermek istediğinizi ifade edebildiği sürece.

Sanat müziği bu oyunda bir yandan ortamı destekleyen bir müzikken, bir yandan da trajik olanın aynı zamanda komik de olabildiği anları göstermek adına bir işlev üstlendi. Günlük hayatımızda, biz olayın merkezindeyken trajik olan bir durum, biz dışındayken komik olabilmekte. Bir çoğumuz "ah o şarkıların gözü körolsun" diye hayatımızın bir döneminde hayıflanmış, ağlamış, "dertlerimizi zincir yapıp birbirine eklemi-şizdir". Çoğu zaman aşka dair olan, "bizi bizden alıp götüren" bu halet-i ruhiyeye bir zaman sonra dönüp baktığımızda ise gülümsemişizdir tuhafça. İşte Türk Sanat Müziği kullanımında bize çekici gelen en çok bu durumu yansıtmadaki başarısı oldu. Zira Çehov ısrarla "ben komedi yazıyorum" diyerek oyunlarını gözyaşı seline boğan sahnelemelere sitem etmiştir.

» Oyunbazın gelecek projeleri neler ve Martı hangi salonlarda, ne zaman seyirciyle buluşuyor?

Oyunbaz kalıcı bir grup olma hedefinde. Uzun vadede, sürekliliği olan bir mekânda çalışabilmeyi hedefliyoruz. Ancak, elbette bu tek hedefimiz olamaz. Oyunbaz'daki her bir arkadaşımızın, süreç dahilinde bir şeyler öğrendiği, tartıştığı, kendini ve ilişki içinde olduğu insanları geliştirdiği bir gerçek. Bu çok sesliliği elden geldiğince ortak bir tarza dönüştürecek yeni ve kalıcı işler yapmak, bizimle ürünlerimizde buluşan insanlarla üretimimizi, emeğimizi, tasalarımızı, öfkelerimizi ve keyfimizi samimi bir biçimde paylaşmak asıl hedefimizdir diye düşünüyorum. Martı, 26 Mayıs Cumartesi ve 27 Nisan Pazar günü 19.00'da Bilgi Üniversitesi Dolapdere Yerleşkesi'nde seyredilebilir. Yine seyircilerimiz bizi www.tiyatroyunbaz.com adresinden takip edebilirler.

Seyirci için Çehov ne ifade ediyor?

MAKSİM Gorki, Çehov ve onun yazarlığı adına şunları söylemiş: "Yaşamdaki küçük olguların, önemsiz görünen küçük şeylerin trajik doğasını hiç kimse Çehov kadar açık anlatmamış, onun kadar derinlemesine sezmemiştir. Ve daha önce hiçbir yazar, orta sınıf yaşantısının donuk kaosu içinde, utançlı ve açması olan her şeyi böylesine acımasız ve aslına uygun bir tablo halinde gözler önüne sermemiştir." Bu cümleler Çehov'un günümüz seyircisi için ne ifade ettiğini çok net anlatıyor bence. Diğer yandan tiyatro, Çehov'un yaşadığı yıllara göre çok farklı deneyimler kazandı. Çeşitli ve köklü akımlar Çehov tecrübesini de kapsayarak sahnelerden geldi geçti. Bugün ise tek bir tiyatro anlayışından söz etmek neredeyse olanaksız hale geldi. Belki de her bir türün bileşkesinden oluşan bir tiyatro anlayışı, sahnelerdeki en hakim anlayış durumunda denebilir.

Sahnenin arka planında kalması gereken detayları sahne önüne taşıyan Çehov'u izlemek hızlı tüketime, kolay erişime, popüler kültürün getirdiklerine alışmış bir izleyici için zor olsa gerek. Seyircinin Çehov ile uzun soluklu ilişki kurması için sahnelemede bu konuyu dikkate almak önemli.